Spor dünyasında başarı artık yalnızca fiziksel güç ve teknik beceriyle ölçülmüyor. Uzmanlara göre, sporcu psikolojisi performansın belirleyici unsurlarından biri haline gelirken, stres yönetimi, odaklanma ve motivasyon gibi faktörler sonuçları doğrudan etkiliyor. Özellikle genç sporcularda doğru psikolojik destek, hem başarıyı artırıyor hem de tükenmişlik ve kaygı gibi risklerin önüne geçiyor. Günümüzde kulüpler ve antrenörler de bu gerçeği göz önünde bulundurarak mental dayanıklılığı en az fiziksel antrenman kadar önemli bir başlık olarak ele alıyor. Cumhuriyet’e konuşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü’nden psikolog Gülay Gürsoy, müsabaka ya da antrenman sırasında odak dağıldığında önemli olanın sporcunun zihnini tekrar “şu ana” getirebilmesi olduğuna dikkat çekerek “Çünkü dikkat genellikle ya geçmişteki hataya ya da gelecekteki olası sonuca kayar. Bunu geri toplamanın en hızlı yolu bedene dönmektir. Örneğin yüzmede sporcu kulaç sayısına ya da nefes düzenine döndüğünde, zihinsel dağınıklık da büyük ölçüde azalır. Çünkü dikkat tekrar kontrol edebildiği bir alana taşınır. Sporcu kendi için kısa bir ‘geri dönüş noktası’ belirlediğinde, dikkat dağıldığında nereye döneceğini bilir” dedi. “PERFORMANS TUTARLI HALE GELİYOR” Zihinsel antrenmanın sporcunun performans sırasında yaşayacağı anları zihninde canlandırarak prova etmesi olduğunu aktaran Gürsoy, “Sadece düşünmek değil o anı, duygusuyla ve detaylarıyla birlikte zihinde deneyimlemektir. Zihinsel antrenmanın etkisini yüzdeyle açıklamak zor ama doğru yapıldığında farkı net şekilde görülüyor” ifadelerini kullandı. Zihinsel antrenmanı düzenli kullanan sporcuların o anlarda daha az panik olduğunu gözlemlediklerini söyleyen Gürsoy, “Zihin de en az beden kadar çalıştırıldığında performans daha tutarlı hale geliyor. Bu yüzden zihinsel antrenman, performansın tamamlayıcı bir parçası diyebiliriz” diye ekledi. “SAKATLIK ZİHİNSEL OLARAK DA ZORLAYICI” Son saniye atışı, penaltı, maç sayısı gibi kritik anlarda hissedilen baskıyla tamamen başa çıkmanın mümkün olmadığını belirten Gürsoy, “Zaten amaç da bu değil. Burada önemli olan, sporcunun o baskıyı yönetebilmesi ve bunun için önceden oluşturulmuş net rutinlere sahip olunması. Örneğin bir penaltı öncesinde bazı temel rutinler işe yarar. Bu belirli bir nefes düzeni oluşturmak, topu yerleştirdikten sonra kısa bir geriye çekilip aynı bakış açısını almak, hedefe odaklanmak ya da kendine kısa bir anahtar kelime söylemek olabilir. Bu küçük ama tekrar eden davranışlar, zihne ‘bu tanıdık bir an’ mesajı verir” diye ekledi. Sakatlığın sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel olarak da zorlayıcı bir süreç olduğunu ifade eden Gürsoy, “Bu dönemde en kritik nokta sporcunun tamamen kopmaması. Sahada olamasa bile sürecin içinde kalması özgüven açısından çok önemli. Çünkü sporcu sadece performansıyla değil, sürece dahil oldukça da kendini aktif bir sporcu olarak hissetmeye devam eder” dedi. “TEKRAR SAKATLANMA KORKUSU NORMAL” Bu süreçte yaşanılan tekrar sakatlanma korkusunun normal bir durum olduğuna değinen Gürsoy, “Aslında bu korku, sporcunun bedeninin bir tür koruma refleksi. Ama bazen bu koruma, performansın önüne geçebiliyor” diye ekledi. Gürsoy, sporcularda görülen tükenmişlik belirtilerini ise şöyle sıraladı: “Antrenmana karşı isteksizlik, sürekli yorgunluk hissi, performansta belirgin dalgalanmalar, odaklanmada zorlanma ve normalde keyif alınan spora karşı duygusal uzaklaşmadır. Bazı sporcularda sinirlilik artışı ya da boşluk hissi de görülebilir.” Yazı gezinmesi Regl döneminde neden daha aç hissediyoruz? İşte döngünüze özel beslenme rehberi