Pecht “Biz bir nevi morg gibiyiz ama elektronik cihazlar için” diyor. Ekibi, USB kablolarını tarif edilemez işkencelere maruz bırakıyor. Ezme, germe, çok fazla takıp çıkarma, aklınıza gelebilecek her şey. Sanki bunlar yetmezmiş gibi hasarlı kabloları incelemek için röntgen ışınlarına da sokuyor. Peki, şarj kablosunu sarmanın mükemmel yolu nedir? Kullanıcıların çoğu kablolarını gevşek daireler halinde sarması gerektiğine inanıyor. Çünkü aşırı sıkıştırma veya dolaştırma, kabloların bozulmasının kısa yolu. Ancak bilime göre bu zaman kaybı olabilir. “Hiç önemli değil” diyor Pecht. Büyük bilgisayar şirketlerinden bazıları için çalıştık. Kabloları yanlış sarmaktan kaynaklanan hiçbir arıza görmedik. Diğer konuyla ilgili uzmanlar da benzer şekilde: “Şarj kablolarınızı istediğiniz gibi sarın.” diyor. Fakat kabloların ömrünü kısaltan başka kötü alışkanlıklar da var. Onlarca yıldır her gün yapılan şeyler. Kablolarımız bizim için çok iş yapıyor ancak bozulana ve cihazlarımızı şarj etmek için başka yolumuz kalmayana kadar bunun farkına varmıyoruz. Biraz saygıyı hak etmiyorlar mı? İnsanların kendi elektronik cihazlarını tamir etmelerine yardımcı olan sürdürülebilirlik ve tüketici hakları şirketi iFixit’in kurucu ortağı Kyle Wein “Bu dünyada iki tür insan var. Kabloları tahrip edenler ve etmeyenler” diyor. Yani şarj kablolarınızı iyi kullanın. Kablolar bozulduğunda neredeyse her seferinde kablonun fişle birleştiği yerde arıza meydana gelir. Kablolarınız, yalıtımla sarılmış küçük metal tellerle dolu. Uçlarında, fiş bulunan bir bağlantıya vidalanırlar. İşte bu uçtaki bağlantı (USB ya da C tipi girişler) noktası, işlerin ters gittiği yer. Düşündüğünüzde mantıklı geliyor. Bir kablo kullanırken, bağlantı bir çapa görevi görüyor ve tüm bükülme telin ucunda gerçekleşiyor. Bir ataş düşünün. Aynı noktadan tekrar tekrar bükerseniz kırılır. ABD’deki Worcester Politeknik Enstitüsü’nde mekanik ve malzeme mühendisliği bölüm başkanı Robert Hyers “Mikroskobik düzeyde, elastik aralığın ötesindeki bükülmeler, atomlar arasındaki bağların kırılmasına ve pozisyon değiştirdikçe yeniden bağların oluşmasına neden oluyor” diyor. Halıdaki kırışıklıklar gibi atomların hizalanmadığı, dislokasyon adı verilen kusurların birikimi oluyor. Çok fazla dislokasyon metali sertleştirir, sonra kırılır ve ataşınız mahvolur. Bir kablonun içindeki metal teller de aynı şekilde çalışıyor. Pecht “Birçok insanın, hatta bazen tembellik ettiğimde benim de yaptığım bir şey, fişi çıkarmak için kablonun uzun kısmından çekmek” diyor. Bu, sadece bağlantının kendisini tutup çekseydiniz oluşmayacak ek bir gerilime yol açıyor. Hyers’e göre, sorunların temel kaynağı, kabloların bazen çok kısa olması. Kabloyu prize ulaşmak için çekiyorsanız, zarar veriyorsunuz demek. Ya da, telefonunuz prize takılıyken yatakta veya başka bir yerde uzanıp, kullanmaya devam etmek için bağlantıyı keskin bir açıyla çekiyorsanız, soruna davetiye çıkarıyorsunuz demek. Weins “İnsanların yaptığı bir diğer şey de, telefonlarını prize takıp sonra da arabadaki bardak yerine koyarak desteklemeleri” diyor. Böylece telefon kablonun üzerinde duruyor ve sürüş sırasındaki sarsıntı da dahil olmak üzere telefonun ağırlığının tüm baskısı tam o noktada oluyor. İşin aslı şu: Daha uzun ve ağır kabloları nasıl sardığınız gerçekten önemli. Film veya ses sektöründe çalışan herkese sorun. Profesyonellerin “üstten alttan” kablo sarma tekniğinden bahsedeceklerdir. Ancak Weins ve diğerleri bana bu kuralların ince ve esnek şarj kablolarınız için geçerli olmadığını söylüyor. Örgülü kablolar Weins, kablolarınızı çok sıkı sarmanın kesinlikle iyi olmadığını söylüyor. Kabloyu garip bir şekilde keskin bir açıyla katlamıyorsanız, bağlantıyı çekmiyorsanız veya sararken bükmüyorsanız, kötü bir sarma işleminin sorun yaratması çok düşük bir ihtimal. Her şey bağlantının kötü kullanılmasına bağlı. Hyers “Kablonun o kısmına saygılı davranın, o zaman benden daha uzun süre dayanır” diyor. Bu, kabloların öncelikle işe uygun olduğunu varsayıyor. Öte yandan sorunun büyük bir kısmının ucuz, kalitesiz kablolardan kaynaklandığı da biliniyor. Benzincilerden ucuza alabileceğiniz seçenekleri muhtemelen atlayabilirsiniz. Daha sağlam kablolara yatırım yaparsanız, değiştirmek için daha az para harcayacaksınız. Dikkat edilmesi gereken şeylerden biri, plastik dış kaplama yerine tellerin üzerine sıkıca örülmüş tekstil veya naylon ağ kullanan örgülü kablolar. Weins, “Bu iyi bir genel kural” diyor. Apple bile en yeni modellerinde örgülü kablolara geçti, çünkü örgülerin sağlamlığı daha iyi koruma sağlayacak. Bütün bunlar, nesnel olarak, küçük şeyler. Kablolar muhtemelen hayatınızdaki en az gösterişli teknolojik cihaz. İşlevsel olmak için varlar. İşlerini yapıyorlarsa göz ardı edilebiliyorlar. Ancak kabloları çok göz ardı ederseniz, sessizce, her seferinde mikroskobik bir çatlakla sizi yarı yolda bırakacaklar. Yazı gezinmesi Xiaomi 17T ve 17T Pro Özellikleri ve Fiyatı Sızdırıldı