Amerikan siyasi tarihinde değişmeyen bir ritüel vardır: Bir operasyonun maliyeti Washington’un boyunu aşmaya başladığında, Beyaz Saray kürsüsünden o tanıdık ve büyülü cümle yankılanır: “Kazandık, onları bitirdik.” Bugün Donald Trump’ın İran için kullandığı “Tamamen diz çöktürdük, artık tehdit değiller” söylemi, kulağa ne kadar kararlı gelirse gelsin; aslında Vietnam’ın balta girmemiş ormanlarından, Irak’ın yakıcı sıcaklarından ve Afganistan’ın yalçın dağlarından gelen bir yankıdan ibaret. VİETNAM: ‘TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK’ ALDATMACASI 1960’ların sonunda Amerikan kamuoyu, Vietnam’da işlerin yolunda olduğuna dair sürekli “tünelin ucunda ışık göründüğünü” söyleyen bir yönetimle karşı karşıyaydı. Lyndon B. Johnson ve halefleri, Vietnam’ı “bitmiş bir dava” gibi pazarlarken, aslında savaş kimseye haber verilmeden Laos ve Kamboçya gibi komşu ülkelere sıçratılıyordu. Resmi söylem “zafer” derken, gerçekte dünya tarihinin en ağır bombardımanları yapılıyor ve kaos büyüyordu. Washington’un 1975’te Saigon’dan helikopterlerle kaçışını izleyen dünya, o gün “ışığın” aslında yaklaşan bir felaket treninin farı olduğunu anlamıştı. IRAK VE AFGANİSTAN: ‘GÖREV TAMAMLANDI’ SENDROMU Vietnam travmasından ders çıkarılmadığını 2003 yılında tüm dünya bir kez daha gördü. George W. Bush, bir uçak gemisinde devasa bir “Görev tamamlandı” (Mission accomplished) pankartı altında poz verdiğinde, Irak Savaşı aslında yeni başlıyordu. Bu erken zafer kutlaması, bölgeyi IŞİD gibi radikal yapıların doğuşuna gebe bırakan on yıllık bir iç savaşa sürükledi. Benzer bir durum Afganistan’da da sahnelendi. 20 yıl boyunca “Taliban’ı marjinalleştirdik” diyenlerin, 2021 yılında Kabil’in düşüşünü ve Amerikan uçaklarının kanatlarına tutunan insanları izlemesi; “zafer ilan etmenin” sahada bir karşılığı olmadığını en acı şekilde kanıtladı. TRUMP’IN AMACI Trump’ın “İran’ı bitirdik” çıkışı, iç siyasette seçmene “güçlü lider” portresi çizmek için ideal olabilir. Ancak dış politika, sosyal medya paylaşımlarının veya uçak gemisi pozlarının çok ötesinde bir derinlik gerektiriyor. Vietnam, Irak ve Afganistan tecrübeleri bize şunu öğretti: Bir düşmanı kağıt üzerinde yenmek, onu gerçekte yok etmek anlamına gelmez. Aksine, köşeye sıkıştığı iddia edilen bir güç, her zaman daha öngörülemez yollara sapar. Washington, “zafer” ilan ederken Saigon veya Kabil’deki hayaletleri görmezden gelirse; tarih bir kez daha o acı tekerrürünü sahneye koyacaktır. Soru şu: Bugün duyduğumuz ses gerçekten bir zafer marşı mı, yoksa yeni bir bölgesel fırtına öncesindeki o ürkütücü sessizlik mi? Yazı gezinmesi 10 bin asker sevki sonrası gerilim tırmanıyor! Rusya’dan ABD’ye rest İsrail İran’da uranyum tesisini vurdu